Ülkemizde "Kontrbas" için eser yazan bestecilerin sayısı sınırlı. Konservatuvar'da hem Kontrbas eğitimi, hem de bestecilik eğitimi aldım. Bunu pek açıdan bir şans olarak gördüm ve ülkemizin Kontrbas dağarına yeni bir çalışma kazandırmaya karar verdim.
Bu çalışmamın başlığı "Kontrbas Alıştırmaları" adını taşıyor. Bu eserde kullandığım dizi yapısı, "Türk Müziği Makam Dizileri". Sadece dizi yapısını bir kaynak olarak aldım. "Koma sesleri" dışarıda bırarak, "tampere" ses sistemi içinde yazmaktayım. 8 adet "Makam Dizisi" seçtim.
Bir örnek vereyim. Her makam dizisi için, dört adet alıştırma yazıyorum.
Birincisi Solo Kontrbas için,
İkincisi, İki Kontrbas için,
Üçüncüsü, Üç Kontrbas için,
Dördüncüsü, Dört Kontrbas için.
Diğer makam dizileri için de aynı yöntemi uygulayacağım. Böylece her makam dizisi için "dört parça" yazmış olacağım ve toplamda 32 adet Alıştırma yazılmış olacak. Bunun amacı Kontrbas öğrencilerinin solo eser çalmaları yanında, birlikte "Oda Müziği" yapmalarıdır.
Bu eseri bitirdikten sonra ise, aklımda başka bir proje var. Onu da çalışmaya başlayınca anlatırım.
Geçen gün televizyonda bir yerli diziye göz ucuyla bir kaç dakikalığına baktığımda şunu düşündüm. Ama önce size linkini verdiğim bir site için BURAYA tıklamanızı rica edeceğim.
Yukarıda linki verdiğim web sayfasına baktığınızda son 30 yılın en önemli Film Müziği bestecilerinin bir listesini göreceksiniz. Evet, yurt dışında ve özellikle Amerika'da "Film Müziği" bir sektör haline gelmiş durumda. Ama şöyle bir baktığınızda en az 10 adet besteciden söz edilebiliyor ki, IMDB (Internet Movie Database) web sayfası, 10 En İyi Film Müziği Bestecisi diye bir liste oluşturmuş.
Buradan nereye geleceğim? Dönüp ülkemize baktığımızda, bizde de filmlerimize müzikler bestelemiş iyi isimlerden söz etmenin mümkün olduğunu görebiliriz. Bu noktada özellikle bir isim vermemeye dikkat ediyorum. Çünkü, birisinin ismini verip öbürününkini vermez isem hata ve ayıp etmiş olabilirim. Yukarıda linklerini verdiğim bestecilerden bazıları da hem sinema filmlerine hem de televizyon dizilerine müzikler besteleyebiliyorlar. Ancak, şu anda ülkemizde oynamakta olan dizilere baktığınızda bir veya iki ismin ortada dolaştığını görebiliyorsunuz. Buradan kimseyi kıskandığım gibi saçma bir eleştiri gelmesin. Ben sadece "ufuk ve derinlik" açısından gördüğüm sığlığa dikkat çekmek istiyorum. Gönül isterdi ki, şu anda sinema filmlerimize ve dizilerimize müzikler besteleyebilen ya da yapımcı ve yönetmenlerin gerekli özeni göstererek film ve dizilere "zaman ve bütçe darlığı" bahanesi olmadan rahatça müzikler besteleyebilen en az 5 - 6 tane bestecimiz olsun ve senaryo, oyunculuk, görüntü yönetmenliği, kurgu gibi unsurlara verilen önemin ve değerin "müziğe" ve bu müziği besteleyen "bestecilere" biraz daha fazla verilmesini isterdim. Ama görüyorum ki, gerek diziler ve gerekse sinema filmlerine hazırlanacak müziklerin ve müzikçilerin seçiminde "ahbap-çavuş / eş-dost-tanıdık-ünlü isim" kriteri geçerliliğini koruyor. Bu durumdan herkes de memnun görünüyor gibi.
Dediğim gibi, bu yazıda ben sadece düşüncelerimi aktardım. Amacım kimseyi karalamak değil, ancak "ufuk ve derinlik" açısından çıtanın seviyesine dikkat çekmek istedim. Hepsi bu.
Bir süredir gerek Tübitak'ta ve dolayısıyla Bilgem'de bazı değişiklikler olduğunun hepimiz farkındayız. Bu farkındalık da doğal olarak insanın aklına "Pardus Projesi"nin geleceği konusunda bazı endişeler duymamıza yol açmakta idi.
Ancak, bugün geliştirici listesine Akın ÖMEROĞLU'nun saat 08:57'de göndermiş olduğu elektronik ileti ve Gökmen GÖKSEL'nin yine geliştirici listesine saat 14:35'de göndermiş olduğu elektronik ileti ile, resmi olarak açıklanmasa da, "Pardus Projesi" nin sürdürülmesi veya bu projenin hedefleri bazında ciddi değişiklikler olduğunun bir işareti gibiydi.
Ben, Tübitak başkanı Nükhet YETİŞ ve Tübitak - BİLGEM Müdürü Önder YETİŞ'in görevlerinden ayrılmasıyla başlayan süreci zaten oldukça dikkatli bir biçimde izlemekte idim. Bu kopmaların ardından yapılan yeni atamaları dikkatle izledim. Bugün gelinmiş olan nokta bu açıdan benim için sürpriz olmadı bu yüzden.
Resmi olarak açıklanmış olmasa da, görünen veya sezilen o ki, Pardus Projesi ya artık sadece "Kurumsal Sürüm" bazında geliştirilmeye devam edilecek ve "2000" serisi sürümlere devam edilmeyecek. Ya da, "Pardus Projesi" tamamen sonlanacak. Bu yönde veya çerçevede bir karar verilmiş olmasa idi Akın ÖMEROĞLU ve Gökmen GÖKSEL gibi Pardus projesi'nin "iki akl-ı selim" insanı kurumdan ayrılmak gibi önemli bir kararı vermezlerdi diye düşünmekteyim. Kurumsal etik politikaları gereği elbette bu kişiler, ayrılma kararlarının arkasındaki "gerçek sebepleri" açıklama imkanına şu anda elbette sahip değiller. Bunu, son derece doğal karşılıyorum. Yakın zamanda, Pardus Proje Yöneticisi Sayın Erkan TEKMAN'dan, Tübitak'ta "Pardus Projesi" ile ilgili alınan "resmi kararı" içeren bir yazının gelebileceğini umuyorum.
Kişisel olarak, Pardus Projesi'ne ilk "Çalışan CD" sürecinden başlayarak çeşitli boyutlarda katkı verdim. Bu boyutları açmam gerekirse;
KDE Çeviri'lerine katkı,
Paket Tanıtım Yazılarına katkı,
E-Dergi'lere Pardus kapsamındaki yazılarla katkı,
Pardus paket depolarına yeni paketler eklenmesi anlamında katkılar. (GNU LilyPond, Frescobaldi, GNU Solfege paketleri gibi)
Ajans Pardus'un 60. ve 70. Bölümleri'nin hazırlanması (10 Bölüm).
Bütün bu gelişmeler sırasında, ben de kendime "Pardus projesi"nin sonlanması durumunda hangi Linux dağıtımı ile devam edeceğim hakkında yaptığım araştırmalar neticesinde Linux Mint 12 (Kod adı:Lisa) sürümünde karar kıldım.
Özgür Yazılım ve Linux dünyasına katkılar vermeye devam edeceğim elbette.
Bu katkılar neler olacak?
Frescobaldi paketinin Türkçe çevirilerine devam edeceğim, Frescobaldi kullanmaya devam edeceğim.
GNU Solfege paketinin Türkçe çevirilerine devam edeceğim. GNU Solfege paketini tanıtan yazılar yazmaya devam edeceğim.
GNU LilyPond paketini kullanmaya, bu paketi tanıtmaya ve öğrencilerime verdiğim Yüksek Lisans derslerinde GNU LilyPond ve Frescobaldi paketlerini öğretmeye devam edeceğim.
Görüldüğü üzere, Pardus Projesi'nin sonlandırılması veya yoluna sınırlı ölçeklerde devam etme olasılığı, benim özgür yazılım ve Linux temelli dağıtımlara destek ve katkı vermeme engel oluşturmayacak elbette. Şu anda masaüstü bilgisayarımda Gnome 3'lü Linux Mint 12 kullanıyorum. LilyPond, Frescobaldi, LaTeX, TexMaker gibi en çok kullanmakta olduğum paketleri bu Linux dağıtımında sorunsuzca kullanmaya devam ediyorum.
Pardus Projesi'ne katkı verdiğim süreçte, pek çok insanı tanıma olanağı buldum. Geniş bir Linux kullanıcıları camiası birlikte oldum ve olmaya da devam edeceğim. Vakit ve olanak bulduğum ölçüde bundan sonraki "Özgür Yazılım Şenliklerine" katılmaya yine devam edeceğim. "GNU LilyPond, Frescobaldi, GNU Solfege" gibi işimle ilgili paketleri tanıtmaya ve anlatmaya, "Linux ve Müzik" ile ilgili seminerlere devam edeceğim. Sadece, kullanmakta olduğum Linux dağıtımı farklı olacak. Pardus projesi sürecinde tanıştığım insanlarla olanaklar ölçüsünde yine görüşeceğim.
Özgür Yazılım çerçevesi içinde pek çok insanla dost olabilmek benim en büyük kazanımımdır.
Bir süre önce yanlış hatırlamıyorsam sevgili Pardus Geliştiricisi dostum Gökmen GÖKSEL'in bir blog veya twitter girdisi aracılığı ile varlığından haberdar olduğum, "E-Journal of New World Sciences Academy" gibi iddiali bir başlığı taşıyan, uluslararası hakemli internet dergisinin web sayfasındaki yapısal bir olumsuzluğun varlığından, buradan gelen "hakemlik" teklifinin ardından haberdar oldum.
Herşeyden önce, burada birazdan yazacaklarım hiç bir şekilde "kötüleme ve karalama" gibi bir amacı taşımamaktadır. Çünkü yazının başlığından bu sayfanın editörlüğünü yapan ve bu dergiye makaleleriyle emek veren kişileri karalamaya çalıştığım gibi bir anlam çıkmasını istemiyorum.
Öncelikle, böyle bir oluşumu tasarlayan ve hayata geçiren kişileri kutlamak gerekir. Çünkü, ülkemizde uluslararası hakemli dergilerin varlığı gerçekten çok değerlidir. Emeğe, çabaya ve üretime saygım sonsuz. Bu sayfayı kuran kişinin bir "bilim adamı" olduğu düşünülürse ve "bilişim olgusunun" sadece bilgisayarı internette gezinmek, kelime işlemci yazılımları kullanmak, e-posta okumak ve yazmak ile sınırlandıran bilim insanlarının sayfadaki aksaklıklardan haberdar olmadığını düşünüyorum. Zaten bu yazının amacı da sadece aksayan bazı detayların düzeltilmesini önermektedir. Sayfanın en altında ODEMKO imzasını taşıyan ve bu sayfaya girdiğinizde hâlâ yapım aşamasında olduğunu görebileceğiniz bir "bilinmeyen kaynak " tarafından üretilen bir sistem ile bu sayfanın oluşturulduğu bildirilmektedir.
Bu sayfada karşılaştığım gerçekler beni ne yazık ki çok üzdü. Demek ki dedim, Fen Bilimleri, Sosyal Bilimler, Güzel Sanatlar, Sağlık Bilimleri gibi önemli alanlarla uğraşan bilim insanları için bilgisayar hâlâ, Kapalı Kaynak Kodlu Yazılımlar ve İşletim Sistemleri ile eş anlama geliyormuş ne yazık ki.!
Bu sayfaya daha önce üye olduğum için (-ki Mozilla Firefox web tarayıcı ve Pardus Kurumsal kullanarak üye olduğumu hatırladım), E-posta adresime gelen e-postanın ardından makale hakemliği eylemimi gerçekleştirmek üzere bu sayfaya kullanıcı adı ve şifremle girmek için, Pardus'ta açtım Mozilla Firefox'u bir baktım, o da ne? Kullanıcı adını ve şifreyi giriyorum, "Giriş Yap" düğmesine tıklıyorum. Hiç bir şey olmuyor. Bu içler acısı durumu hemen "recordmydeskop" yazılımını kullanarak Pardus'ta kaydettim. Videosunu da YouTube'a yükledim.
Bir de Google Chrome ile deneyeyim dedim ve bu kez giriş yapabildim ancak hakemlik işlemini yapmak için gereken yere tıkladığımda hiç bir değişiklik olmadığını gördüm. Bunu da yine video olarak kaydedip YouTube'a yükledim.
Sonra derginin "Yayın ve Yazım Kuralları" kısmını, acaba makale göndermek için gerekenler neymiş diye incelemeye başladım ve 18. maddede yine Kapalı Kaynak Kodlu bir yazılım ve işletim sistemimin sahipli fontlarının kullanılması isteniyordu.
Derginin başlığında ise bir "kara mizah" vardı. "Open Access", "açık erişim" anlamına geldiğine göre, içinde "Açık" geçen ancak web sayfası yapısından tutun da göndereceğiniz makalenin hazırlanacağı yazılımda sizi "Kapalı Kaynak Kodlu İşletim Sistemi ve Yazılım" kullanmaya zorlayan bir anlayışın "gerçek bilimsellik" ile ne kadar örtüştüğünü bir kez bana düşündüren bir durum ile karşı karşıya geldim. Bana ait olmayan ve içinde Kapalı Kaynak Kodlu İşletim Sistemi ve Yazılım bulunan bir bilgisayar buldum ve hiç bir sorun yaşamadan hakemlik görevimi gerçekleştirdim ama bir yandan da içim acıdı doğrusu.
Dünya daki çok önemli bilim kurumlardan bir olan CERN, tüm deneylerinde ve araştırmalarında Linux kullanıyor ve hatta Scientific Linux gibi, Linux'un bilim insanları için özelleştirilmiş sürümleri çıkıyor ve bu sürüm Fermilab ve CERN' gibi laboratuvarlarda kullanılıyor. Ancak, ülkemizdeki uluslararası niteliğe sahip olan hakemli bir internet dergisi'nin web sayfası, dalga geçer gibi, kapalı kaynak kodlu işletim sistemi ve yazılımlar ile hazırlanıyor ve kullanıcılar, yazarlar ve hakemler de kapalı kaynak kodlu işletim sistemi ve yazılım kullanmaya zorlanıyor. "Uluslararası" olduğu iddiasını taşıyan hakemli derginin web tasarımcısına ve genel yayın yönetmenine Linux ve Bilim ile ilgili birşeyler okumalarını tavsiye ediyorum.
Hatta başlangıç olarak Linux ve Özgür Yazılım ile ilgili sayfaya bakmalarını tavsiye ederim.
FSFE Fellowship (Özgür Yazılım Vakfı - Avrupa) Camia üyeliğine sahip olduktan sonra ilk yaptığım şey, PDFreader.org web sayfasının Türkçe çevirisini yapmak oldu.
Gerekli e-posta listesine üye olduktan sonra, PDFreader.org web sayfasının Türkçe çevirisini yapmak istediğimi bildirdim. Bana İngilizce sayfa dosyalarını gönderdiler ve ben de Türkçe çevirilerini yaptıktan sonra listeye gönderdim. Onlar da Türkçe sayfanın yükleme işlemini tamamladılar.
Bu girdi ile sizlere, hem Türkçe PDFreaders.org sayfasının linkini vermek istiyorum. Hem de bu linki web sayfalarına ve bloglarına yerleştirmek isteyen kişilere banner kodlarını iletmek istiyorum.
Özgür Yazılım Vakfı - Avrupa | PDFreaders.org - Türkçe Web Sayfası
Web sayfası ve bloglarınıza yerleştirebileceğiniz banner linki:
Linux TORVALDS'ın da içinde bulunduğu Linux Vakfı,The Story of Linux başlığını taşıyan bir video yayınladı ve sayfasında yirminci yaşını dolduran Linux için, insanları yeni videolar oluşturmaya çağıran bir duyuru yayınladı.
Ben, The Story of Linux videosunu çok beğendim ve bu videoya Türkçe altyazı oluşturmaya karar verdim. Videoyu indirdikten sonra, Pardus 2011 deposundan Subtitle Composer paketini kurdum. Oİ sayfasındaki yazıyı dikkatlice okudum ve ardından videoya altyazıyı eklemeye başladım. Birkaç gün süren uğraşlardan sonra, sonunda altyazı hazırlama işlemi bitti.
Hemen belirtmem gerekiyor ki, altyazıyı hazırlarken kaynak aldığım bir metin yoktu elimde. Sadece dinleyerek çevirdim. Eğer hatalarım varsa affola!
Bu videoyu, altyazı dosyası ile birlikte izlemek isterseniz ve hatta seminer ve/veya konferans veren Linux dostları, LKD üyesi değerli arkadaşlar bu dosyaları hazırlayacakları sunumlarda isterlerse ve beğenirlerse elbette kullanabilirler. Bundan memnuniyet duyarım. 20. yaşını dolduran Linux için, nacizane bir katkı vermek istedim sadece!.
Merhaba,
Blog yazılarıma bana göre oldukça uzun bir süredir ara vermiştim. "Blogger" sayfalarının "bloke" edilmesi üzerine, blog sayfamı kendi FTP alanım üzerine taşımaya karar verdim ve artık buradan blog yazmaya devam edeceğim. Bundan sonra da başka bir değişiklik yapmayı düşünmüyorum. Blog'uma yazmadığım süreçlerde neler yaptığımı biraz anlatayım. Başlamadan önce şunu belirteyim. Bu blog yazımı Pardus 2011 İşletim Sistemi üzerindeki Blogilo uygulaması ile yazmaktayım.
AKADEMİK BİLİŞİM 2011
Üniversitemizde 2 - 4 Şubat 2011 tarihleri arasında düzenlenen Akademik Bilişim 2011 etkinliğine katıldım. Önce Doruk FİŞEK'in "Pardus Kurumsal 2" kursuna katılarak, Pardus Kurumsal 2 hakkındaki bilgilerimi tazeledim ve yeni şeyler de öğrendim.
Sonra Ardan EDEN ile birlikte bir LKD Etkinliği olan "Linux ve Müzik" seminerini sunduk.
"Bir Birim Yöneticisinin Gözünden Pardus Kurumsal 2" seminerimi verdim. Bu arada, "Akademik Bilişim 2011" vesilesiyle Pardus ekibinden değerli geliştirici dostlarımla, Malatya'da bir araya gelme imkanımız oldu. Hatta, birlikte bir "Malatya Hatırası" fotoğrafı bile çektirebilme şansımız oldu. Aşağıdaki küçük resimdeki kişiler, soldan sağa: Koray LÖKER, Server ACİM, Bahadır KANDEMİR ve Ekin MEROĞLU. Eğer aşağıdaki minik fotoğrafın üzerine tıklarsanız, daha büyük halini, web tarayıcınızın yeni açılacak penceresinde görebilirsiniz. Bu fotoğrafın makinasıyla çekilmesini sağlayan Pardus geliştirici dostum Ekin MEROĞLU'na teşekkürlerimi sunuyorum.
Akademik Bilişim 2011 etkinliğinin Malatya - İnönü Üniversitesi'nden yapılmasından dolayı, bu etkinlik için "özel bir jest" yapmayı yaklaşık "Ekim 2010"da tasarlamaya başlamıştım. Açılış Töreni'nde seslendirmek üzere "özel bir beste" hazırladım ve seslendirdim. Müziğin elektronik ortamda hazırlanmış altyapısını, "Pardus Kurumsal 2" yüklü netbook'umda, konsolu açarak "play dosyaadı.ogg" komutunu vererek başlattım. Sonra, müzik başladı ve bir icracı olarak piyanoda çalınmasını planladığım ve hepsini notaya aldığım müziği çaldım. Netbook'um kulaklık çıkışı, iki adet profesyonel Adam A7 hoparlörlere bağlanmıştı.
Sevgili Pardus geliştiricisi dostum Koray LÖKER ile Özgürlük İçin - Ajans için, bir söyleşi yaptık ve hem bestelediğim müzik, hem de benimle yapılan söyleşi, Ajans Pardus - 50.Bölüm'de yayınlandı.
Sözün özü, çok verimli ve hoş bir süreç daha yaşadım.
ÖZGÜR YAZILIM VE LİNUX GÜNLERİ - 2011
1 - 2 Nisan 2011 tarihlerinde, LKD tarafından düzenlenen Özgür Yazılım ve Linux Günleri 2011 etkinliğinde, LKD ve Pardus ekibi ile yeniden bir aradaydık. Bu etkinlikte de, özgür nota yazma programı LilyPond ve bu programın editörü (düzenleyicisi) Frescobaldi hakkında bir seminer verdim.
Bu etkinlik aracılığıyla, Pardus geliştiricilerinden Gökçen ERASLAN ve Ozan ÇAĞLAYAN ile birebir tanışma fırsatı bulmanın mutluluğunu yaşadım. Uzun zamandır sohbet edemediğimiz PARDUS Proje Yöneticisi sevgili Erkan TEKMAN ile sohbet etme fırsatını yakaladım. O zamanda değin sadece e-postalar ile çok nadiren mesleki konular hakkında yazıştığım Pardus geliştiricisi Semen CİRİT hanımefendiyle tanıştım. Yine KORAY LÖKER, Ekin MEROĞLU ile bir araya gelme ve sohbet etme fırsatını yakaladık. Uzun zamandır yüzyüze görüşemediğimiz genç dehalardan Eren TÜRKAY ile biraz da olsa sohbet etme fırsatını yakaladım.
Malatya'da da görüştüğünüz sevgili Necdet YÜCEL hocamız ile Şenlik'te de görüştük. 1 Nisan hediyesi olarak GNOME Masaüstü'nü taşıyan ÇOMAK sürümünü yayınlamışlardı. Bu sürümü çok beğendim. Aşağıda emektar Escort E-Note dizüstü bilgisayara kurduğum 1 Nisan - COMAK - GNOME'dan bir ekran görüntüsü eklemek istedim. Tüm ÇOMAK ekibi de şenlikteydi (sanırım 1 kişi gelememişti). GNOME3'lü yeni ÇOMAK sürümünü heyecanla bekliyorum. Tüm ÇOMAK ekibinin ve katkı veren Pardus geliştiricilerinin ellerine sağlık!.